Tıpta çok sayıda hastalık bulunmaktadır.Bu hastalıkların tedavisi de hekimden hekime, merkezden merkeze, ülkeden ülkeye farklılık gösterebilmektedir. Tıpta tek bir doğru yoktur.Ama her hekim, hastasının sağlığına kavuşması için çaba göstermektedir.Tedaviler arası farklılıklar kafa karıştırıcı olarak görülse de aslında faydalı bir çok tedavi yönteminin bulunmasından kaynaklanmaktadır.Bir hekimin ameliyat kararı verdiği hastaya başka bir hekim veremeyebileceği gibi, ameliyat öneren hekimlerin uygulayacağı teknikler de kendi içinde farklılıklar gösterebilir.Bu durum bilimsel toplantılarda da çok sık görüşülmekte, üzerine ciddi tartışmalar yapılmaktadır.Burda önemli olan, hastanın hekimine ve uygulayacağı tedavi yöntemine güvenmesidir.Hekim-hasta işbirliği çok önemlidir.Tedavi süreci tanı-tedavi ve taburculuk sonrası izlemi kapsayan uzun bir süreçtir.

Bel ve boyun fıtıklarına yönelik yapılan cerrahi işlemler sonrasında öncelikli hedefimiz, fıtıklaşan diski çıkarmak ve bu fıtığın bağlı bulunduğu kalan disk parçasını da temizlemektir. Bel fıtığı ameliyatı sonrası nüks karşılaşılabilen bir durumdur. Bel fıtığının nüks etme durumu kişiden kişiye, hastanın yaşına, fıtığın tipine, yerleşim yerine, sıvı içeriğine ve büyüklüğüne göre değişebilir. Bunların dışında bir bel fıtığı ameliyat sonrası nüksün en önemli ve en sık görülen nedeni hastanın ameliyat sonrası kendine dikkat etmemesidir.Hastalarımızın ameliyat sonrası ağrılarının olmaması ve nüks gelişmemesi için eski alışkanlıklarından vazgeçmeleri, vücuduna ve omurgasına aşırı yüklenmemeleri, eklem ve kaslarını aşırı zorlamamaları, duruş bozukluğuna yol açacak hareketler yapmamaları önerilir. Temel bilgi olarak, ameliyat sonrası görülen nüksler başlıca ve en sık olarak ameliyata bağlı nedenlerden değil hastalarımızın gündelik yaşantılarında kendi vücutlarına aşırı yüklenmelerinden ve bedenlerini zorlamalarından kaynaklanmaktadır.

Cerrahi gerektiren bel veya boyun fıtıklarında, hastaların doktora başvurma nedenleri arasında başlıca ağrı kesicilere yanıt vermeyen sürekli ağrı şikayeti bulunmaktadır.Ayrıca kaslarda kuvvetsizlik bu hastaların diğer bir şikayetidir.Ameliyat sonrası hastalarımızın ağrılarının azalmasını ve zaman içinde kademeli olarak tamamen kaybolmasını bekliyoruz.Bel ve boyun fıtık ameliyatlarından sonra hastalarımızın yaşam kalitelerine kavuşmasını hedefliyoruz.Ancak, bel ve boyun fıtığı ameliyatına neden olan ameliyat öncesi yaşamlarında ki eski alışkanlıklarını bırakmalarını da istemekteyiz. Ameliyat ile hastalarımızın ağrısına yol açan fıtıklaşmış disk parçasını alıyoruz ve ağrısının geçmesini sağlıyoruz.Aynı zamanda bu fıtığın sinirlere baskı yapması sonucu oluşan sinir hasarı sonrasında kas kuvvetsizliğini de düzeltiyoruz.Ancak, hastalarımız,ameliyat öncesi dönemde olduğu gibi vücutlarına aşırı yüklenir ve kaslarının,omurlarının ve eklemlerinin sınırlarını zorlarsa yeniden ağrıları başlayacak ve hatta yeni fıtıklaşmalar görülebilecektir.

Toplumlarda bel ve boyun ağrıları çok görülmektedir.Her ağrının nedeni bel ve boyun fıtığı değildir.Her boyun ve bel fıtığının tedavisi de cerrahi değildir.Bu ağrıları geçirmek,ortaya çıkan kas kasılmalarını azaltmak için ilaç tedavisi bile gerekmeyebilir.Öncelikli olarak,ağrı vücudun bir alarm sistemidir.Vücudunuzda bazı şeylerin yolunda gitmediğini ya da bazı şeyleri doğru yapmadığınızı size söyler.Vücudunuza aşırı yüklendiğinizi,bu yüklenme daha da artar ya da uzarsa tedavisi mümkün olmayan hasarların oluşacağını size anlatır.Gün içinde, yaşam kalitenizi artırır,iş ve ev yaşamında vücudunuzu doğru kullanırsanız,ağrıya yol açacak aşırı yüklenmelerden kaçınırsanız ve vücudunuzun dilini öğrenerek vücudunuzda ağrıya yol açacak yanlış gündelik alışkanlıklarınızı tekrar etmezseniz, ağrılarınız da ne cerrahi tedaviye ne de ilaç tedavisine gerek kalmadan kendiliğinden geçecektir.Unutmayın ki vücudunuz size verilmiş en büyük hediyedir ve onu iyi kullanmayı öğrenmemiz gerekmektedir.Doğru yaşam biçimi,doğru alışkanlıklar,aşırı yüklenmelerden uzak bir hayat,doğru vücut pozisyonu,vücudumuzun hareket ve yük kapasitesini geçmeyen doğru önlemler ağrısız bir hayatın anahtarıdır.

Beyin ve Sinir Cerrahisi ameliyatları içinde endoskopik ve endovasküler girişimler kapalı, kemik kaldırılarak ve mikroskop ile yapılan işlemler ise açık yöntem olarak toplumumuzda bilinmektedir.Her iki tekniğin de kullanılması gereken yerler farklıdır.Bazı hastalarda bu iki teknik birarada kullanılabilmektedir.Her beyin ve sinir cerrahisi ameliyatında sadece tek bir teknik uygulanmaz.Hastalıkların yerleşim yerine, hastaya,cerrahın alışkanlıkların göre uygulanacak olan teknik de değişmektedir.İki tekniğin de birbirlerine göre olumlu ve olumsuz yanları bulunmaktadır.Önemli olan hasta için doğru tekniği seçmek ve uygulamaktır.

Eğer hekiminiz size hastalığınızın cerrahi ile tedavi olacağınızı söylüyorsa, lütfen bilin ki gerçekten hastalığınızın ilaç ya da başka yöntemlerle tedavi olanağı bulunmamaktadır. Beyin cerrahisi uygulamalarında, beyin cerrahları olarak hastalarımıza son çare olarak cerrahi öneririz. Her ne kadar cerrah da olsak, mutlaka hastalarımızın şikayetlerine ve hastalıklarına yönelik olarak ilk aşamada cerrahi dışı olanaklarla tedavi şanslarının olup olmadığını değerlendiririz.

Beyin ve Sinir Cerrahi ameliyatları tüm diğer cerrahi ameliyatlar gibi elbette belli riskleri içermektedir. Tüm cerrahi işlemlerde, işlemin süresinden bağımsız olarak, belli riskler bulunmaktadır. Her cerrahi işlem zordur. Ameliyatın kolayı zoru yoktur. Her cerrahi işlem, iyi bir ameliyat öncesi hazırlık dönemi, eksiksiz planlama, tecrübe ve dikkat gerektirir.